in

Trainspotting 2 Türkiye’de Vizyona Girmeyecek!

İskoç yazar Irvine Welsh’in romanından sinemaya uyarlanan ‘Trainspotting’in, tam 20 yıldır beklenen devam filmi ‘T2 Trainspotting’in Türkiye’de vizyona girmeyeceği açıklandı.

Aylardır bütün haberlerini, fragmanlarını, fotoğraflarını merakla ve sabırsızlıkla bekleyen Trainspotting 2 hayranları büyük hayal kırıklığına uğratan bir açıklama geldi. Herhangi bir değişiklik olmadığı takdirde Trainspotting 2 Türkiye’de vizyona girmeyecek…

Milliyet’ten Nil Kural’ın 67’inci Berlin Film Festivali’nde konuştuğu T2 Trainspotting’in yönetmeni Danny Boyle, ‘T2 Trainspotting’i planlarken ilk film ‘yokmuş gibi’ hareket etmeyi planladıklarını, ancak vazgeçtiklerini belirtti: “İki filmin birbiriyle konuşması ilginç bir dinamikti. İnsanlar sanırım bunu sevdi. İlk filmin öyle bir gölgesi var ki onu görmezden gelemezsiniz, yokmuş gibi davranamazsınız. Müzikten de yararlandık. İlk filmden müzikler kullandık. Evet, yeniden düşünülmüş, mikslenmiş olarak belki ama, kullandık. Tanıdık akortlar duyabilirsiniz, bunlar da anıları tetikliyor.”

‘Hodge yazmasaydı çekmezdik’

Devam filmini senaristi John Hodge olmadan çekmeyeceğini vurgulayan yönetmen, 10 yıl önce de devam filmi için bir senaryo yazıldığını söyleyerek şeyle devam etti: “Onu bir kenara attık, hiç denemedik, aktörlere yollamadık bile. O zaman anladım ki eğer devam filmi çekeceksek doğru şartlar oluştuğunda çekecektik. Sonunda iki yıl önce iyi bir senaryomuz oldu. İlk devam filmi senaryosuna göre çok daha kişisel bir senaryoydu. Özellikle Renton’ın itirafları gibi olan kısım Hodge’un hayatından izler taşıyordu. Düşündük ki bu yeni senaryoyla büyük başarı elde etmesek bile insanları hayal kırıklığına da uğratmayacaktık. Aktörlere gönderdiğimizde hemen kabul ettiler, neyse ki…”

Boyle, “Fazla nostaljiden kaçınmak önemli hedeflerinizden biri miydi?” sorusunu ise şöyle yanıt verdi: “Evet, bir bakıma. Bunu, kullanmak ve farkında olmak zorundasınız çünkü geçmişin ister istemez getirdiği bir duygu nostalji. İlk filmden görüntüleri ikinci filmde kullanmak önemliydi. Çünkü onların 21 yıl önce nasıl göründüğünü görmek, sinema açısından duygusal bir şey değil, gaddar bir şey. Çünkü Spud’ın saçını kaybettiğini, Sickboy’un ısrarla saçını boyamasındaki tuhaflığı, Begbie’nin çok farklı göründüğünü görüyorsunuz. İyi yaşlanmadıklarını fark ediyorsunuz. Bu gaddarlık, nostaljinin pembe tonlarını bıçak gibi kesiyor.”

Kaynak: cagdasses.com