in

Alıştıklarınızdan Farklı Bir Şehirden Kaçış Hikayesi: Kaçıp Gidelim Buralardan Aşkım

Hayat karmakarışık. Gelecek her zamankinden daha bulanık gözüküyor büyük şehirde yaşayanlara. İş hayatı her zamankinden zor, arkadaşlıklarda şüpheler daha hızlı giriyor devreye. Ama şimdi bir düşün: Güzel bir sahilde bir hamakta usul usul sallanıyorsun. Rüzgar hafif hafif saçlarının arasında dolanıyor. Elinde en sevdiğin kitap, kulağında en sevdiğin şarkı… Yarın iş var, diye aklından geçiriyorsun bir an. Sonra hafifçe sırıtıp diyorsun ki, “Amaan boşver. Nasılsa Bodrum’dayım!”

begonvil
begonvil

Özellikle içinde bulunduğumuz zor zamanlarda hepimiz olduğumuz yerden kaçmak isteriz ve büyükşehirden kaçıp Bodrum’a yerleşme hayali kuran herkesin aklında aşağı yukarı böyle bir resim canlanır, değil mi? Peki durum gerçekten bu kadar romantik mi? Bizzat bu deneyimi yaşamış biri olarak konuyu sizin için masaya yatırdım. “Alıcam başımı gidicem burdan artık be!” diyenler bir göz atarsa faydası olabilir belki.

Valizimi topladım, biletimi de aldım, cesaretimden başka neye ihtiyacım var ki?

yalnizseyahat

Harikasın. Elbette cesaret çok ama çok önemli. Alıştığın ve şikayetçi olduğun düzeni, nefret ettiğin işini, artık seni boğmaya başlamış arkadaşlarını geride bırakıyorsun. Hatta “Oh be! Kurtuluyorum sonunda!” diye için içine sığmıyor. Bu aslında demek oluyor ki; tamamen yalnız ve izole kalmaya hazırsın. Bir süre etrafında kimse olmayacak ve yerleşme sürecinde çekeceğin zorluklar sırasında yanında kimse olmayacak. Gerçekten bu şapka çıkartılacak bir cesaret. Gün gelecek gece yarısı parmağının yarısını doğrayacaksın, acıdan tansiyonun düşecek ve seni bir sağlık kurumuna götürecek kimse olmayacak yanında. Gerçekten inanılmaz bir cesaret bu. Yere yatıp ayaklarını duvara dikecek, tansiyonunun normale dönmesini bekleyeceksin. Bravo, bu sıkıntıyı atlattın. Ya da misal köpeğin/ kedin hastalanacak, cebinde paran yok, minibüsçüler sizi arabaya almayacak. Borç alabileceğin kimse de yok. Ailenden para isteyip taksiyle gidip geleceksin veterinere. Bak bu sıkıntıdan da sıyrıldın. Alkışlar sana. Orda burda iş aramaya başlayacaksın sonra. Görüştüğün kişi ve kurumlar gözüne hoş gelecek ama Google’ladığın zaman gerçekten bilgi alabileceğin pek fazla kaynak bulamayacaksın. Çünkü Bodrum’da web sitesi ve sosyal medya kullanımı gereksiz görülen ve sadece olsun diye yapılmış işler olacak. “Ne kadar kötü olabilir ki?” diyip başlayacaksın çalışmaya, cesaretine güvenerek. Zannedeceksin ki çalışma disiplini alıştığın düzenden farksız olacak. Ama karşında, mesleğinden, yeteneğinden ve potansiyelinden bağımsız olarak “Burası Bodrum canım, o işler öyle değil” diyen amirler bulacaksın. Cesursun ya, “Ama bi dakika ya…” diyeceksin. Keşke demesen…

Kendine barınacak bir yer aramaya başlayacaksın. Aklında bahçeli, begonvillerle süslü, bembeyaz, kutu gibi bir ev var tabi ki de. Bir kaç ev bakacaksın. Rutubet içinde olacak hepsi. “Lan ben burda 3 saat içinde verem olurum” dediğin evlere fahiş fiyatlar isteyecekler. Hoop gitti begonvil hayali. Önce ciğerlerini düşünmeye başlayacaksın. (Ciğer mühim) Haydi bi yer buldun, soktun başını. Oooo mahallede bir bayram havası. Tüm komşuların birer Agatha Christie, birer Sherlock Holmes adeta! Sırf mahalle olsa neyse, sıklıkla alışveriş filan için gittiğin bir yerde, evine 10 km uzaktaki duraktan taksiye bindiğinde şöför dönüp “He biliyom, sen şuraya taşınmışın de mi?” diyecek. AYSENŞOK! Büyükşehirdeki kim kime dum dumalığa o kadar alışmışsın ki bi an titreyeceksin, gece bakkaldan alkol alırken ya da geç vakit arkadaşlarla buluşmaya giderken sinsi sinsi etrafı tarayacaksın. Hızlı adımlarla önüne bakarak yürüyeceksin ama nafile. Sabah ekmek almaya gittiğinde bakkal dönüp, “Bu akşam da gidecen mi x yere? ehehe” diyecek yer yer seyiren yüzüne.

En güzelini sona sakladım: Ne var yağu? Ne iş olsa yaparım ben!

Yapamazsın güzelim, yapamazsın aşkitom. Büyük şehirde istersen projeden projeye seken bir reklamcı, istersen makaleleri konferanslarda alkışlanan bir akademisyen ya da geleceği göz yakıcı derecede parlak bir bankacı ol, yapamazsın. Bodrum ekonomisi hizmet sektörü üzerine kurulu. Geri kalan sektörlerde de kemikleşmiş ve hatta fosilleşmiş kadrolar hakim. Sen bi bankaya başvurup müdürün önünde başını camdan çıkartıp ağzınla güvercin de yakalasan, yok, maalesef canım benim. Tamam, hadi garsonluk yapayım dedin, tecrübesi olan milyon tane adamdan önce sana fırsat vereceklerini sanıyorsan çok bebiş birisin. Ha bi de şu var. İşi buldun, anlaştın, el sıkıştın diyelim. Belgelerini götürdün, bir kaç güne başlayacağını umuyorsun değil mi? Yoook. Bebiş gibi davranıyorsun yine, yapma. Senin geleceğini duyan çalışanlar hızla patronun zihnini bulandırabilirler. “Yeni elemana gerek yok… İstanbullu bu, burnu havada bunun… Onun yapacağı işi bizim amcaoğlu daha ucuza yapar… Ona vereceğin parayı bana ver yahu…” en sevilen ekmekle oynama yöntemleri olarak göze çarpıyor. Aşırı tatlı, değil mi?

Olur mu yahu? Bodrumlular çok açık görüşlü, insanlar sokakta yarı çıplak geziyor ama!

Bak evet, bu kısmen doğru. Ufak bir ayrım noktası var sadece: BODRUMLU ile karşılaşabilirsen… İstanbul’da kaçıp kurtulmaya çalıştığın “Cihangir” tayfasıyla hooop diye burun buruna gelmeye, “Aman benim işimi çalmasın da” zihniyetiye kuyunu kazmaya çalışan aşırı profesyonel meslektaş tanıdıklarınla yalandan bi samimiyete girmeye hazır ol. Unutma, sen cesursun!

Sabahları “Acaba kirayı nasıl ödeyeceğim bu ay?” endişesiyle uyanmaya başladığında o güzelim begonviller sana zehirli sarmaşıklar gibi gözükmeye başlayacak. Beyaz evlerde yaşayan insanların içlerinin kapkara olduğuna inanmaya başlayacaksın. Üzerinde keyif çatmak istediğin hamağın bile paralı olduğunu öğrenince dizlerinin üstüne çöküp “BU NASIL HAYAT ULAN?!” diye isyan etmeye başlayacaksın. Sonra aklına tek bir şey gelecek: “DEĞİYOR MU BUNLARA” diyeceksin.

Sonra denize bakacaksın, üzerinde pembe, mor, manyak manyak, deli deli renklerle batan güneşe kayacak gözün.

Kalenin ardında miskin miskin gezen bulutlara bakacaksın uzun uzun.

seyahat

“Son bir kez daha deneyeyim be” diyeceksin içinde bulunduğun borç batağını aklına getirmemeye çalışarak ve ayaklarını saç jölesi rengi berrak suda çıpı çıpı yaparken.

Çünkü sıkıntıdan alnının ortasında zona çıkma ihtimali ne kadar yüksekse güzel bir sahilde saçlarının arasında rüzgar gezerken bir hamakta sallanıp “Yarın da iş var ama boşver be, Bodrum’dayım” deme ihtimali de o kadar yüksek.

Ne düşünüyorsun?

0 points
Upvote Downvote

Total votes: 0

Upvotes: 0

Upvotes percentage: 0.000000%

Downvotes: 0

Downvotes percentage: 0.000000%

Tahtın Tek Varisi Tayland Prensinin Bu Fotoğrafları Ülkeyi Düşüncelere Saldı

Değişen Tekniğiyle 15 Yaşından 90 Yaşına Kadar Kendini Çizen Picasso