Connect with us

BİLİM

İnsanlığın Yeni Keşfi: Hamamböceği Sütü

Adını duyunca içinizde bir ürperme oldu diye tahmin ediyoruz ama hamamböceği sütü bu zamana kadar fark etmediğiniz ve günlük protein ihtiyacınızın önemli bir kısmını karşılayacak şey olabilir. Hamamböceğinin atom bombası saldırısından bile kurtulabildiğini, hiçbir besin olmadan bir ay yaşayabildiğini duyanlar eminim buna şaşırmamıştır.

Bilim insanları Pasifik Beetle Hamamböceğinin yavrusunu beslerken onu hızlı bir şekilde büyüten ve kilo alıp güçlenmesini sağlayan bir süt kullandığını farkettiler. Bu süt protein, yağ ve şeker açısından inek ve manda sütünden 3 kat daha değerli.

hamambocegisutu
Bilim insanı Chavas bu minik böceklerin çıkardığı sıvının tam olarak süt değil de o minvalde kullanılabilen bir kristal sıvı olduğunu aktardı. Henüz insanların tüketimine uygun değil. Bu sıvı ve özellikleri hakkında derin bir araştırma yapıyorlar. Bu şekilde yavrusunu besleyen Diploptera Punktata türünde araştırmalar devam ediyor.

Peki bu sıvının tadı nasıl diye merak ediyorsanız hemen iletelim. Protein, esansiyel amino asitler, lipidler ve şekerlerin yoğun olduğu bu sütün tadını denemek için de kendi aralarında bir yarışma yapmışlar. Leonard Chavas kaybetmiş ve sütü denemiş. Aslında tadı pek bir şeye benzemese de ballı dondurmayı andırdığını söylüyor.

CNN International

Advertisement
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

BİLİM

Kadınların Erkeklere Göre Daha Çok Uyuması Gerekiyor

Bireylerin iş dünyası ve ev içindeki hayatlarında kadın ve erkeklerin kendilerine özgü yaptıkları işler vardır. Toplumlar ve milletler arasında değişkenlik gösterse de gerek fizyolojik olarak gerekse kültürel olarak yapılan aktarımlardan dolayı kadın ve erkeğe bazı görevler atfedilmiştir. Bir kesim insan erkeklerin başka bir kesim ise kadınların daha çok çalıştığını ve sorumluluk aldığını iddia etmektedir. Bu konunun tartışmasını ve değerlendirmesini size bırakıyorum. Eğer kadın veya erkek daha çok yoruluyorsa bu daha fazla dinlenmesi ve uyuması gerektiği anlamına mı gelir? Yapılan araştırmalar kadınların daha fazla uykuya gereksinim duyduğunu gösteriyor.

Duke Üniversitesi’ndeki araştırmacılar yetersiz uyudukları takdirde kadınların erkeklere kıyasla vücutlarının zihinsel ve fiziksel olarak daha fazla yıprandığını buldular. Bu araştırmayla beraber kadın ve erkek fizyolojisi arasındaki farklardan biri daha ortaya çıkmış bulunuyor. Peki, biz uykuda ne yapıyoruz ki kadınlar daha fazla uykuya ihtiyaç duyuyor?

Uyanık haldeyken gözümüzü kapattığımız anda beyin alfa dalgaları yaymaya başlıyor. Uykuya daldığımızda ise teta ve derinlerde delta dalgaları beynimize hakim oluyor. Ortaya çıkan bu beyin dalgaları farklı beyin bölgelerinin etkinleşmesini ve yeni nörotransmiter maddelerin salgılanmasını sağlıyor. Sonuç olarak uyku çok kaba tabiriyle beynimizin kendini onarmasına ve düzenlemesine imkân tanıyor. Bu düzenleme ve onarıma beynin uyanıkken öğrendiği bilgileri tekrar yorumlaması ve pekiştirmesi, duygusal durumunu denetleyip eğer bir hasar varsa bunu düzeltmesi ve hücreler arası temizlik yapması gibi birçok metabolik faaliyet dâhildir. Gün içinde başınızdan çok üzücü bir olay geçtiğinde hemen uyuyun, zaten çoğu zaman otomatik olarak sizde uyuma isteği belirecektir. Bu beynin “sen aradan çık, olayları bana bırak” deme şeklidir. Rüyalar ise bütün bu analizlerin hücrelerde işlenmesi esnasında oluşan imgelerdir. Neyse ki çoğunu hatırlamıyoruz.

Michael Breus’un liderliğinde gerçekleştirilen araştırmada öncelikle araştırmaya katılan kadın ve erkeklerin yetersiz dinlenme durumuyla baş etme becerilerine bakılarak uyku ihtiyacı gözlemlendi ve ölçüldü. Elde edilen bulgularda ise görülen o ki kadınlar yeteri kadar dinlenemediklerinde daha depresif, daha sinirli ve sert oluyorlar.

Kadın ve erkekler arasında ortaya çıkan uyku ihtiyacı farkı maalesef kimin ne kadar uykuya ihtiyacı olduğu sorusuna yanıt veremiyor. İnsanların günlük uyku ihtiyacı genetik yapılarından yetişme şartlarına, beslenmelerine ve iş koşullarına kadar (bir diğer deyişle epigenetik etmenler) çok sayıda etkenin birleşiminden oluşuyor. Ancak uzmanların görüşüne göre kadınlar beyinlerini erkeklerden daha fazla kullanıyor.

Loughborough Üniversitesi Uyku Araştırma Merkezi’nin başkanı Jim Horne uykuda hafıza, düşünme ve dil gibi işlevlerden sorumlu beyin bölgelerinin uykuda hislerden ayrıldığını tamir sürecine girdiğini belirtiyor. Bu durumda ise beyninizi ne kadar fazla kullanırsanız o kadar uykuya ihtiyacınız oluyor. Meyve sineklerinde yapılan başka bir araştırmada ise hafızayla ilgili nöronların çalışmasının uykunun ortaya çıkması ve süresiyle bağlantılı olduğu görülmüştür. Yaşamda kadınlara daha fazla görev atfedilmiş gibi görünüyor, eğer ortalama hayat standartlarına bakacak olursak, özellikle Türkiye’de, kadınlar iş hayatında görev alırken aynı zamanda onlardan ev içinde de daha fazla sorumluluk alması bekleniyor.

Dünya’da insanların uyku ihtiyacı ortalama 7 – 9 saat arasında değişmektedir. Kişiler 6 saat uyuduklarında dahi uykudan kısmi olarak yoksun kalıyorlar ve beraberinde bilişsel işlevlerde aksaklıklar, huzursuzluk, depresyon gibi pek çok rahatsızlık ortaya çıkabiliyor. Eskilerin “evin direği erkektir” sözü bilimsel bulgular arttıkça eski önemini kaybetmekte ve kadının toplumda ne kadar önemli olduğu daha fazla dikkat çekmektedir.

Ali Çağlayan Taybaş

Kaynaklar
http://www.medicaldaily.com/why-women-need-more-sleep-men-research-shows-stronger-mental-physical-response-inadequate-rest
Kenneth Hugdahl and René Westerhausen. 2010. The Two Halves of the Brain. MIT yayınları
Gina R. Poey, Christine M. Walshz and Theresa E. Bjorness. 2010. Cognitive neuroscience of sleep. Progress in Brain Research; Vol. 185
Paul Whitney and John M. Hinson. 2010. Measurement of cognition in studies of sleep deprivation. Progress in Brain Research; Vol. 185
Matthew P. Walker. 2010. Sleep, Memory and Emotion. Progress in Brain Research; Vol. 185
sinirbilim.org/kadinlarin-mi-yoksa-erkeklerin-mi-daha-fazla-uykuya-ihtiyaci-var/

Okumaya Başla

BİLİM

Beynimizin Yaşlılık Etkilerini Yavaşlatmak İçin Kullandığı Hileler

Yaşlanma, yaşamın kaçınılmaz parçalarından birisidir. Fakat beynimiz, yaşlanmanın sebep olduğu etkileri mümkün olduğunca geciktirmek için işe yarar bazı hileler kullanmayı öğrenmiştir. Yaşlandıkça, bilgiyi mental olarak kategorize etme biçimimiz de değişir. Ya da bir başka deyişle, yaşlı insanlar yavaş bilişsel tepkilerini daha fazla odaklanarak iyileştirebiliyorlar.

Neuropsychologia’da yayımlanan araştırma sonuçları, yaşlı deneklerin; bireyin uyaran özelliklerinin algısal ve dikkat ile ilişkili işleme sürecini güçlendirmek vasıtasıyla bilişsel zayıflamayı telafi ettiklerini ortaya koyuyor.

17 genç ve 10 yaşlı deneğin yer aldığı çalışmada, araştırmacılar katılımcılardan daireler ayrılmış çeşitli renk kombinasyonlarını doğru kategoriye yerleştirmelerini istediler. Uygulanan deneyde, bazı renk kombinasyonları birbirine oldukça yakın ve benzerken, bazıları da tamamen farklıydı. Ayrıca katılımcılara test süresince her daireye dair geri bildirimde bulunuldu. Hem genç hem de yaşlı katılımcılar, benzer renk kombinasyonlarını içeren daireleri ayırmada bir sorun yaşamadılar, ancak yaşlı grup, belirgin biçimde farklı görünen daireleri ayırmada zorluk yaşadıklarını ifade ettiler.

Araştırmacılardan Sabrina Schenk bu durumu şöyle açıklıyor; “Şeyleri kategorize etmek için iki temel strateji kullanırız. Bir bütün halindeki kategorinin benzer parçalarını algılarken, istisnaları öğrenmeli ve onları hafızamıza atmalıyız. Yaşlı insanlar bir stratejiden bir diğerine geçişi zorlayıcı olarak buluyorlar.”

Katılımcıların gelişimini izlemek için beyin dalgalarını ölçmekte kullanılan EEG makinesi ve göz takibi yapan cihazlar kullanıldı. Gözlemler sonucunda yaşlı grubun, detaylara daha fazla dikkat göstererek ve gençlere kıyasla daha yakından bakarak bir tür seçici dikkatlilik kullandıkları görüldü.

Beyin, bir dereceye kadar yaşlanmanın olumsuz etkilerini dikkatlilik seviyesini artırarak yavaşlatabilir. Bir başka deyişle, beyin daha etkin bir odaklanma ile daha az güç harcayabilir. Araştırma, bizlerin, öncelikle bilginin yalnızca ilgili parçalarını seçerek bir soyutlama tabanlı işleme yoluyla ve sonradan bir örnek-ezberleme (yeni bir uyaranı halihazırda bildiğimiz her şeyle kıyaslamak) aşamasıyla öğrendiğimizi ileri süren düşünceye destek sunuyor.

Ekibin bir sonraki hedefi ise, testleri daha geniş bir katılımcı grubuyla tekrarlamak ve yaşlı insanlara dikkatlerini yönlendirebilme konusunda yardımcı olabilecek yeni teknikler geliştirmek.

Bu durumun bir başka gözlem yöntemi de bu tarz bir yöntemi kullanan, örneğin; video-oyunlarına bağımlı insanlarla çalışmak olabilir. Bu arada, yaşlanma süreci hakkında çok fazla endişelenmenize gerek yok, bu durumdan memnun olmasanız bile beyniniz bu sürecin üstesinden gelebilmek için çalışmaya devam ediyor. Ve beyninizi aktif tutmanın faydalarının keyfini sürmek için asla geç olmadığını unutmayın.

Kaynak ve İleri Okuma: – Ruhr Universitat Press Release. “How our brain slows down the effects of aging.” http://news.rub.de/english/press-releases/2016-09-14-neuropsychology-how-our-brain-slows-down-effects-aging – Sabrina Schenk, John P. Minda, Robert K. Lech, Boris Suchan (2016): Out of sight, out of mind: Categorization learning and normal aging, Neuropsychologia. DOI:10.1016/j.neuropsychologia.2016.08.013

Kaynak: Bu yazı ilk olarak Bilimfili.com‘da Gürkan Akçay imzası ile yayınlanmıştır.

Okumaya Başla

BİLİM

Çok Uyuyan Genç Kalıyor!

Rus bilim insanları, uyuma hormonu olan melatoninin salgılanma süresindeki artışın, yaşlanmayı geciktirdiğini kanıtladı.

Rusya Bilimler Akademisi‘nden bilim insanları, melatonin hormonunun insanlarda yaşlanma sürecini yavaşlatabileceği gerekçesiyle, farelere melatonin enjekte etti.

Araştırmanın sonucunda melatonin alımı süreci arttıkça, hücrelerin ısı ve elektrik üreten karaciğerden uzaklaşarak zarar görmeden ve ölmeden var olabildiğini gözlemledi.

Deneylerde melatoninin sürekli uygulanmasının genç ve yaşlı farelerde mitokondriyi koruduğu ortaya çıktı.

Sputnik TR

Okumaya Başla

Yükselişe Geçenler