, ,

Görmediklerinizin Hiti: “Yansın Geceler Pelinsu Eceler” Aslında “Carpe Diem” Mi?

Türkiye’de pop müzik ve rap müzik denildiği zaman aklınza gelen isimler üç aşağı beş yukarı belli. Yine de sanmayın ki tüm şarkılar bundan ibaret, tüm sanatçılar bundan ibaret. Türkiye 80 milyona yakın nüfusuyla koca bir ülke ve müzik piyasası da sandığınızdan daha çeşitli. Heijan ve Muti’nin Yansın Geceleri de o çeşitlilikten bir parça. Heijan ismini rap müzikle ilgilenenler yakından biliyordur. Şarkılarında biraz illegal unsurlar olsa da o illegale takılanları legal takılmaya ve hayata katılmaya yönlendirme çabası var.

Şarkıyı duyduğunuz anda iki şarkıcının da arkaplanda yaşadığı hayatlar, kullandığı kelimeler onları sizin gözünüzde aslında hak etmedikleri bir yere koyuyor. Ama onlar da bu hayattan ve onları koyduğunuz yerden mutlular gibi karşılarına sizi alıyorlar ve sizin yaşadıklarınızın onlara göre yozlaşmış olduğunu söylüyorlar. Hoppala ve de cuppala dediğinizi duyar gibiyim. Ne yazık ki iki taraf da birbirini yozlaşmış olarak niteliyor ve karşısına alıyor.

Şarkıya baktığınızda Amerikalı siyahi gençlerin isyancı ses tonu ve anı yaşamayı anlatan “carpe diem” felsefesi iç içe. Arada da yukarıda bahsettiğimiz karşıya başka değerleri alma ve onları bazen acımasızca eleştirme geliyor.

Benim dikkat çekmek istediğim kısmı ise “Bir daha mı gelicez dünyaya anı yaşayalım, aliiim seni düşelim barlara, ezelim paraları hunharca.” kısmı. Aslında oldukça eğlenceli ve içerisinde derin bir felsefe barındıran bu kısım kabul edelim, aşağıdaki kadar forslu değil.

So wash your face away with dirt
It don’t feel good until it hurts
So take this world and shake it
Come squeeze and suck the day
Come carpe diem, baby

Ankara havası olarak nitelendirdiğimiz parçaların da içinde bu öğeleri sıkça buluyoruz. “Bas bas paraları Leyla’ya, bir daha mı gelicez dünyaya” gibi mottolar insanımızın gizli bir anı yaşama isteğini aktarıyor.

Ölü Ozanlar Derneği‘nde  John Keating’in bir sözü var. “Believe it or not, each and every one of us in this room is one day going to stop breathing, turn cold, and die.” (ister inanın ister inanmayın bu odadaki herkes bir gün nefes almayı bırakacak, teni buz kesecek ve ölecek). Bu cümlenin başında ise burada kurtlara ve bakterilere yemek  olmak için yaşadığımızı anlatır ve lafı anı yaşayına bağlar. Heijan ve Muti’nin böyle bir dertleri olmadığı aşikar ama onlardan da gizlenen bir gerçek orada saklanmış. Hayat güzel ve yaşanmayı hak ediyor.

Horace’nin anlattığı anı yaşamaktan, Andrew Marvell’ın yazdığı “To His Coy Mistress”ine kadar hepsinde o mesaj var…
But at my back I always hear
Time’s wingèd chariot hurrying near;
And yonder all before us lie
Deserts of vast eternity.
Thy beauty shall no more be found;
Nor, in thy marble vault, shall sound
My echoing song; then worms shall try
That long-preserved virginity,
And your quaint honour turn to dust,
And into ashes all my lust;
The grave’s a fine and private place,
But none, I think, do there embrace.

Yukarıdaki şiiri anlamak için  modern İngilizce bile yeterli değil ama söyleyeyim; bedenimizin, koruduklarımızın hepsinin böceklere yem olacağı ve toprağa karışacağımızı anlatıyor, durum böyleyken bırak da yaşayalım demeye getiririyor.

Şarkıya geri dönecek olursak; sistem eleştirisi de var, carpe diem mesajı da var, keşke olmasa dediğim hak etmeyen kişilere karşı ağır laflar da var. Fark etmenizi istediğim şey ise; görmediğimiz o sokakların dilinde aslında dünya mirasının bir parçası var. Dünya bir bütün ve Andrew Marvell ile Heijan arasında bile bir bağ var.

Şarkıyı dinleyince böyle şeyleri bu şarkıdan çıkarmak delilik diye düşünebilirsiniz. Ama eğlenmeye bakın, o da benim deliliğim olsun.

Heijan feat Muti – Yansın Geceler

Ne düşünüyorsun?

0 points
Upvote Downvote

Total votes: 0

Upvotes: 0

Upvotes percentage: 0.000000%

Downvotes: 0

Downvotes percentage: 0.000000%

Müjde! Sadece nüfus cüzdanıyla Ukrayna’ya gidilebilecek

Zeki İnsanlar Daha Çok Küfür Ediyor